Anasayfa MİHR VAKFI Görsel Eserler Yazılı Eserler Download Canlı Yayın
Allah'ın Koruması Altına Girmek
Anasayfa » Kitaplar » Mutluluk Tasavvuf İslam » Allah'ın Koruması Altına Girmek

11-5- ALLAH'IN KORUMASI ALTINA GİRMEK 11/HÛD-118: Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn(muhtelifîne).Ve Rabbin, şâyet dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa ihtilâflar devam edecek. 11/HÛD-119: İllâ men rahime rabbuk(rabbuke), ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).Rabbinin rahmet ettiği (Rahîm esmasıyla tecelli ederek rahmet nuru gönderdiği)...

Önsöz
Kâinatın Yaratılması
Hız Kanunları
İnsanın Yaratılışı
Kur'an-ı Kerim ve Kutsal Kitaplar
Serbest İrade
Peygamberler
Her Peygamber Resuldur Ama Her Resul Peygamber Değildir
İman ve Küfür
Zikir ve Diğer İbadetler
Cennet ve Cehennem
Cennete Ulaşmanın Kur'an-ı Kerimimizdeki İncelikleri
Mürşid Nasıl Bulunur?
Allah'ın Koruması Altına Girmek
Hayatta İken Allah'a Ulaşmayı Dilemek
Ruhun Allah'a Ulaşması ve Teslimi
İrşad ve Mürşid

Allah'ın Koruması Altına Girmek

 

11-5- ALLAH'IN KORUMASI ALTINA GİRMEK
11/HÛD-118: Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn(muhtelifîne).
Ve Rabbin, şâyet dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa ihtilâflar devam edecek.

11/HÛD-119: İllâ men rahime rabbuk(rabbuke), ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Rabbinin rahmet ettiği (Rahîm esmasıyla tecelli ederek rahmet nuru gönderdiği) kimseler (ihtilâfa düşmeyip Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç. Ve onları (insanları), bunun için (ihtilâfa düşenlerle düşmeyenleri ayırmak için) yarattı. Rabbinin (ihtilâfa düşenler yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için) sözü tamamlandı: Cehennemi mutlaka tamamen insanlar ve cinlerle dolduracağım.

 
7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

Demek ki, Allah bizleri, Rabbimizin koruması altına girebilecek bir hüviyette ve o korumanın, muhafazanın altına girelim diye yaratmıştır. Kim Allah'ın muhafazası altına girerse o fırkalara ayrılanlardan değildir. Çeşitli fırkalara ayrılan ve farklı düşünce standartları sebebiyle hep Sırat-ı Müstakiym üzerinde olmayan, emaniyeye tâbî olarak, Sırat-ı Müstakiym üzerindekilerle (tek kurtuluşa ulaşan fırka) ihtilâf halinde olanların cehenneme gideceği ise açıktır. Bu durumda sadece fırkalara ayrılmayanların felâha ulaşacağı açıklık kazanmaktadır.
Demek ki insan Rabbinin koruması altına girmediği müddetçe hep ihtilâf içinde olacak ve fırkalara ayrılacak ve de Rabbimizin Al-i İmran Sûresi'nin 103. âyet-i kerîmesinde buyurduğu tevhit akidesini gerçekleştiremeyecek. Rabbimiz burada şöyle buyuruyor :
3/ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

Allah'a ulaştıran ip (yol) Sırat-ı Müstakiym'dir. Bu ipe sarılanlar ve Allah'a doğru yola çıkanlar tek bir yoldadırlar ve fırkalara ayrılmış değillerdir.
Koruma altına girmeyen herkes fırkalara ayrılıp ihtilâf içinde kalma durumundadır. Bu koruma altına nasıl gireceğiz? Rabbimiz Yusuf Sûresi'nin 53. âyet-i kerîmesinde de bu olaya ayrıca ışık tutmaktadır. Yusuf (AS)'ın kıssasını anlatırken Yusuf (AS)'ın ağzından :
Esteûzübillâh,
12/YÛSUF-53: Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).

Demek ki, Rabbimizin koruduğu bir nefs haline gelmedikçe nefsimiz bize devamlı kötülüğü emrediyor.
13/RA'D-11: Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde leh(lehu), ve mâ lehum min dûnihî min vâl(vâlin).
Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru uzanan) takip edenler (devrin imamlarını koruyan muhafız melekler) vardır. Allah’ın emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar nefslerinde olan şeyi (hidayette kalma konusundaki niyetlerini) bozmadıkça, bir kavimde olan şeyi bozmaz (devrin imamının ruhunu başlarının üzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve onlar için, ondan başka koruyan bir dost yoktur.

Onlar için, onları takip eden iki elleri arasında önde ve arkalarında (yehfezunehû) onları koruyan (min emrillâh) Allah tarafından, Allah'ın emriyle onları koruyan takipçiler muhafızlar var. (İnnallâhe lâ yuğayyiru) muhakkak ki Allah o muhafızları değiştirmez. (Mâ bi kavmin hattâ yugayyiru mâ bienfüsihim) o kavim nefslerinde oluşan iyi hali değiştirmedikçe (ve izâ eradüallâhü bi kavmin süen felâ meraddelehü vemâ lehüm mindûnîhî min valin), Bir toplumda Allah bir kötülük diledimi de, artık onu geri çevirmesine hiç bir çare yoktur. O toplum için Allah'tan başka bir yardımcı da yoktur. Demek ki, Allahû Tealâ bazı kullarını koruması altına alıyor. Kimleri koruması altına aldığına baktığımız zaman Kur'ân-ı Kerîm'imizin Mücadele Sûresi 22. âyet-i kerîmesi aklımıza geliyor. Rabbimiz burada;
58/MUCÂDELE-22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhiri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

Demek ki, Allahû Tealâ böyle kullarını muhafaza etmek için katın'dan bir ruh ile onları muhafaza altına alıyor. O kulların, Allah'tan razı ve Allah'ın rızasını kazanmış olacaklarını buyuruyor. Böylece insanoğlu nefsini 7 kademede tezkiye edebilirse hedefe ulaşabilecektir.
Nefs kademelerine aşağıdaki âyet-i kerîmelerde işaret buyurulmaktadır.
1 - Nefsi Emmare 12/Yusuf-53
2 - Nefsi Levvame 75/Kıyameh-2
3 - Nefsi Mülhime 91/Şems-8
4 - Nefsi Mutmainne 89/Fecr-27 ve 13/Rad-28
5 - Nefsi Radiye 89/Fecr-28
6 - Nefsi Mardiyye 89/Fecr-28
7 - Nefsi Tezkiye 35/Fatır-18
Allah'ın rızasını kazanma 6. kademede oluşmaktadır.
Görülüyor ki, bu hedeflere ulaşabilmesi, müridin kalbine imân yazılmasından ve bir ruhla desteklenmesinden itibaren başlamaktadır. Bunlar ise mürşide ulaşıp tövbe etmekle gerçekleşmektedir.

11-6 DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A MÜLAKİ OLMAK
11-6-1- ISLAHI NEFS (SALİH AMEL İŞLEMEK
Allah'a ilka (lika Allahi) olunmadan Rabbine kavuşmadan kimsenin kurtuluşa eremeyeceği Kur'ân-ı Kerîm'de açıklanmıştır.
18/KEHF-110: Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).
De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.”

Burada bir serbest iradenin varlığı açık olduğuna göre, Rabbe kavuşma ölmeden evvel bu dünya hayatını yaşarken Allah'a dönüştür. Bu dönüşün başlangıcı olan ilk durak, kişinin kendisi için ezelde tayin edilmiş mürşidin önünde diz çökmesidir. Bu tövbe Furkan Sûresi'nin 70. âyet-i kerîmesine göre bir tövbedir. Rabbimiz Kehf Sûresi'nin 110. âyet-i kerîmesinde kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse o zaman salih amel işlesin buyuruyor. İşte Rabbine kavuşmak isteyenin neden salih amel işlemesi gerektiği yine Muhammed Sûresinin 5. ve 6. âyet-i kerîmelerinde ifade buyrulmaktadır.
47/MUHAMMED-5: Seyehdîhim ve yuslihu bâlehum.
(Allah) onları hidayete erdirecek ve onların hallerini ıslâh edecektir.

47/MUHAMMED-6: Ve yudhıluhumul cennete arrefehâ lehum.
Ve onları, kendilerine tarif ettiği cennete dahil edecektir.

Demek ki, dünya hayatında (ölmeden evvel) Allah'a mülâki olmak için salih (ıslâh edici) ameller işlemek, kısaca nefsi ıslâh etmek (tezkiye etmek) gerekiyor. Kim ıslâhı nefs ederse (Allah'ın yardımıyla) o kişinin cennet'e ulaşacağı ifade buyurulmaktadır.
Hiç kimsenin ıslâh olmadan cennet'e giremediğini Rabbimiz buyuruyor. Demek ki, ıslâh olmakla, Rabbe kavuşmak arasında bir bağlantı var. Ve Allahû Tealâ bu dünyada Rabbe kavuşmayı serbest iradeye emrediyor. Bu sebeple insan nefsini tezkiye ettikçe birer birer ruhu gök katlarını çıkar.
11-6-2- İRADE DIŞI ALLAH'A DÖNÜŞ (ÖLÜM)
İnsanların Rab'lerine kavuşması, ölümle birlikte Rab'lerine kavuşması, kulların kendi iradelerine bağlı olmayan bir dönüştür. Çünkü Rabbimiz bu hususta âyet-i kerîmelerinde sırasıyla şöyle buyuruyor; Secde Sûresi'nin 11. âyet-i kerîmesinde;
32/SECDE-11: Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek (öldürecek). Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."

..
Burada bir serbest iradenin olmadığı kesindir. Çünkü ö1üm bizim irademizle değil, Al-i İmran Sûresinin 145. âyet-i kerîmesinde Rabbimizin buyurdugu şekilde, Allahû Tealâ'nın iradesiyle oluşmaktadır.
3/ÂLİ İMRÂN-145: Ve mâ kâne li nefsin en temûte illâ bi iznillâhi kitâben mueccelâ(mueccelen), ve men yurid sevâbed dunyâ nu’tihî minhâ, ve men yurid sevâbel âhirati nu’tihî minhâ, ve se neczîş şâkirîn(şâkirîne).
Ve bir kimsenin, Allah'ın izni olmadan ölmesi olmamıştır (olamaz), o (ölüm), süresi tayin edilmiş bir yazıdır. Ve kim dünya sevabı isterse, kendisine ondan veririz, ve kim ahiret sevabı isterse, kendisine ondan veririz. Ve şâkirleri (şükredenleri) yakında mükâfatlandıracağız.

.

11-6-3- DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A DÖNÜŞ
Allahû Tealâ'nın neden serbest iradeye 11 ayrı vuslat emri verdiğini, (yani Allah'a mülâki olmanın ne kadar önemli olduğunu) en güzel şekilde aşağıdaki âyet-i kerîmelerden anlıyoruz. Rabbimiz bu âyet-i kerîmelerinde şöyle buyuruyor.
1-
73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

 
2-
42/ŞÛRÂ-47: İstecîbû li rabbikum min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr(nekîrin).
Rabbinize icabet edin (Allah’a ulaşmayı dileyin), Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur. Ve sizin için bir inkâr yoktur (yaptıklarınızı inkâr edemezsiniz).

 
3-
39/ZUMER-54: Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.

Peygamber Efendimizin (SAV) ilk Cuma hutbesinde de bu emri görüyoruz.
- Size ölüm gelmeden Rabbinize ulaşın ve teslim olun.
4 -
51/ZÂRİYÂT-50: Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.

.
5 -
31/LOKMÂN-15: Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve bilgin olmayan bir şey hakkında, şirk koşman için seninle mücâdele ederlerse, ikisine de itaat etme! Ve dünyada onlara güzellikle sahip ol. Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.

6-
30/RÛM-31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

.
7-
89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

 
8-
6/EN'ÂM-152: Ve lâ takrabû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddehu, ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.

9-
5/MÂİDE-7: Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın. Allah’a karşı takvâ sahibi olun, Muhakkak ki O, göğüslerde (sinelerde) olanı en iyi bilir.

10-
13/RA'D-21: Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb(hisâbi).
Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.

11-
10/YÛNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

.
Ve insanların bu emirleri yerine getirmeleri, aksi halde cennete giremeyecekleri, bunun için, kişinin Rabbine dönmesi için yapacağı amellerin sâlih amel olması gerektiği Kehf Sûresi'nin 110. âyet-i kerîmesinde açıklanıyor. İşte, Rabbimize hamdolsun ki, Rabbine kavuşmak isteyen kişinin neler yapması gerektiği Fecr Sûresi'nin 27.ve 28. âyet-i kerîmelerinden anlaşılmaktadır.
89/FECR-27: Yâ eyyetuhân nefsul mutmainneh(mutmainnetu).
Ey mutmain olan nefs!

89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

 
Altıncı aklanma kademesi,
35/FÂTIR-18: Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salâh(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsih(nefsihî), ve ilâllâhil masîr(masîru).
Ve yük taşıyan birisi (bir günahkâr) başka birinin yükünü (günahını) yüklenmez. Eğer ağır yüklü kimse, onu (günahlarını) yüklenmeye (başkasını) çağırsa bile ondan hiçbir şey yükletilmez, onun yakını olsa dahi. Sen ancak gaybte Rabbine huşû duyanları ve namazı ikame edenleri uyarırsın. Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).

Yedinci aklanma kademesi e Allahû zülcelâl ruha emrediyor,
89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

Görülüyor ki, önce nefsimiz tezkiye kademelerinde aklanıyor ve kontrol altına alınıyor. Her tezkiye kademesinde 1 gök katı yükselen ruhumuz ise 7. nefs kademesi olan tezkiyeyi tamamlayınca 7 gök katını aşıyor ve Allah'a vasıl oluyor, ulaşıyor.
Kim ruhunu Allah'a dünya hayatında ulaştırmışsa Fecr Sûresi'nin 28 ve 30 uncu âyet-i kerîmeleri gereğince cennete girer.
89/FECR-28: İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten).
Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!

89/FECR-30: Vedhulî cennetî.
Ve cennetime gir.

 

 

 

Kitaplar » Mutluluk Tasavvuf İslam

  • Önsöz
  • Kâinatın Yaratılması
  • Hız Kanunları
  • İnsanın Yaratılışı
  • Kur'an-ı Kerim ve Kutsal Kitaplar
  • Serbest İrade
  • Peygamberler
  • Her Peygamber Resuldur Ama Her Resul Peygamber Değildir
  • İman ve Küfür
  • Zikir ve Diğer İbadetler
  • Cennet ve Cehennem
  • Cennete Ulaşmanın Kur'an-ı Kerimimizdeki İncelikleri
  • Mürşid Nasıl Bulunur?
  • Allah'ın Koruması Altına Girmek
  • Hayatta İken Allah'a Ulaşmayı Dilemek
  • Ruhun Allah'a Ulaşması ve Teslimi
  • İrşad ve Mürşid
  • Kur'ân-ı Kerim Lafzı ve Ruhu (Tefsir) | Türkçe Kur'an Meallerini Kıyasla
    İmam İskender Ali Mihr | NUR Tv

    Uluslararası Mihr Vakfı (Türkçe) | International Mihr Foundation (English) | Die MIHR Stiftung (Deutsch) | La Fondation Mihr (Française)