BİRİNCİ TAVZİH (AÇIKLAMA)
Ey ilim sahipleri ve ilmi temsil edenler,
Resuller ve Nebiler konusunda üniversitelerimizde öğretilenlerin Kur'ana ters düştüğünü 7 madde ile sizlere sunmuştuk.
1. Madde:
"Bütün Resuller Nebidir ifadesi yanlıştır."
şeklinde idi.
Ekli yazı Kur'an ayetlerine bu ifadenin hangi ayetlerde ters düştüğünü göstermektedir.
İncelemek ve konuyla ilgisi olmayan bir ayet sundu isek veya bu konuda ve her konuda bizi ikaz etmek istiyorsanız, cevaplarınız bizi minnettar kılacaktır. Doğruların teşhisinde katkıda bulunacağınız cihetle şimdiden teşekkürler.
Allah Razı Olsun.
| |
Dualarımızla,
İskender Ali M İ H R
|
EK:BİRİNCİ TAVZİH
BİRİNCİ TAVZİH
Bütün Resuller Nebîdir (Peygamberdir) ifadesi yanlıştır
1- Kur'an-ı Kerim'de Allah risaletle hiç ilgisi olmayan Resullerden bahsediyor.
1-1 Firavunun Hz.Yusuf'a gönderdiği alelade bir ulak Kur'anda resul adı ile geçiyor.
12/YÛSUF-50: Ve kâlel meliku’tûnî bih(bihî), fe lemmâ câehur resûlu kâlerci’ ilâ rabbike fes’elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta’ne eydiyehunn(eydiyehunne), inne rabbî bi keydihinne alîm(alîmun). Ve Melik: “Onu bana getirin.” dedi. Böylece ona, resûl (ulak, haberci) geldiği zaman Yusuf (A.S): “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların hali (durumu) nedir, ona sor.” dedi. Muhakkak ki; Rabbim onların hilelerini en iyi bilendir.
1-2 Belkıs'ın Hz.Süleyman'a gönderdiği elçi de resul adıyla geçiyor.
27/NEML-35: Ve innî mursiletun ileyhim bi hediyyetin fe nâzıratun bime yerciul murselûn(murselûne). Ve muhakkak ki ben onlara hediye ile resûller göndereceğim. Böylece bakalım resûller (elçiler) ne ile dönecekler?
1-3 Ölüm meleklerine de Allah "resullerimiz" buyuruyor.
6/EN'ÂM-61: Ve huvel kâhiru fevka ibâdihî ve yursilu aleykum hafazah(hafazaten), hattâ izâ câe ehadekumul mevtu teveffethu rusulunâ ve hum lâ yuferritûn(yuferritûne). Ve O, kullarının üstünde kahhardır (kuvvet ve güç sahibidir).Ve üzerinize muhafaza edici (koruyucu) gönderir. Sizden birinize ölüm gelince, onu resûllerimiz vefat ettirir. Onlar (bunu yaparken) kusur etmezler.
1-4 Allah Kiramen Katibin meleklerinden de resul diye bahsediyor.
43/ZUHRÛF-80: Em yahsebûne ennâ lâ nesmeu sırrehum ve necvâhum, belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn(yektubûne). Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını işitmeyeceğimizi mi zannediyorlar? Hayır, onların yanında resûllerimiz (elçilerimiz) (herşeyi) yazıyorlar.
Kur'an'da Resul adıyla geçen yukarıdaki ayetlerde bahsedilen resullerin Peygamber olduğunu iddia etmek mümkün mü?
Diğer grubu Risaletle ilgili Peygamber olmayan Resuller oluşturuyor.
2 - Allah her kavimde resul beas ediyor.
2-1 Bütün kavimlerdeki bu resuller, o kavimlerdeki insanlar tagut'a kul olmaktan kurtulsun ve Allah'a kul olsunlar diye vazifeli kılınmışlardır.
16/NAHL-36: Ve le kad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâleh(dalâletu), fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını, (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri) Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).
Allah "bütün kavimlerde" dediğine göre bunların hepsinin Peygamber olması mümkün değildir. Çünkü Peygamberler sadece Kur'anda isimleri geçen kavimlerde vazifelendirilmişlerdir. Ve asıl önemlisi Peygamber varsa sadece bir tek Peygamber vardır ve o bütün dünyanın hatta kâinatın Peygamberidir.
2-2 Allah bütün kavimlere ardarda resul gönderdiğinden bahsediyor.
23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne). Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.
2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne). Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra ardarda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.
17/İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen). Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
Kavim resulleri bütün kavimlere ve bütün zaman parçalarında ardarda gönderilmektedir. Peygamberlerin (nebilerin) aralarında ise fetret devirleri (Peygambersiz devirler) var olduğuna göre bütün resullerin Peygamber olması mümkün değildir. Peygamberlerin yaşadığı devirlerde de, mevcut olmadığı devirlerde de bütün kavimlerde resuller hep var olmuştur. Kıyamete kadar hiç Peygamber gelmeyecektir ama bütün kavimlerde resuller hep mevcut olacaktır.
2-3 Her devirde ve bütün yerleşme mahallerinde yaşayan insanlar cehenneme ulaştıklarında onların hepsine "Size sizden (sizin aranızdan) olan resuller gelmedi mi?" deniliyor. Öyleyse insanlar hangi devirde yaşarlarsa yaşasınlar, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar mutlaka Allah'ın bir resulu onlarla birlikte yaşamış olmalıdır ki onları uyarsın.
39/ZUMER-71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne). Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
2-4 Her ümmetin bir resulu vardır buyruluyor. Hangi ümmet (millet) hangi devirde yaşarsa yaşasın mutlaka aralarında Allah'ın bir resulu var olmuştır.
10/YÛNUS-47: Ve likulli ummetin resûl(resûlun), feizâ câe resûluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum lâ yuzlamûn(yuzlamûne). Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.
3- Kur'anda Risaletle ilgili Cin resullerden ve melek resullerden bahsedilmektedir. Ama cinlerden veya meleklerden Peygamber (Nebi) yoktur.
3-1 Allah "içinizden sizleri uyaran sizden resuller gelmedi mi?" buyuruyor. Cinlere cinlerden, insanlara da insanlardan resuller geldiği kesin. Hiçbir cin için Allah Nebi (Peygamber) kelimesini kullanmıyor.
6/EN'ÂM-130: Yâ ma’şerel cinni vel insi e lem ye’tikum rusulun minkum yakussûne aleykum âyâtî ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû şehidnâ alâ enfusinâ ve garrethumul hayâtud dunyâ ve şehidû alâ enfusihim ennehum kânû kâfirîn(kâfirîne). Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi? “Kendi nefslerimize şahit olduk.” dediler. Dünya hayatı onları aldattı. Ve kendilerinin kâfir olduğuna, kendileri şahit oldular.
3-2 Risaletle görevli melek resuller:
22/HACC-75: Allâhu yastafî minel melâiketi rusulen ve minen nâs(nâsi), innallâhe semîun basîr(basîrun). Allah, meleklerden ve insanlardan resûller seçer. Muhakkak ki Allah, en iyi işitendir, en iyi görendir.
"Allah meleklerden ve insanlardan resuller seçer" buyruluyor. Din konusunda kendilerine risalet (Allah adına tebliğ yaparak Allah'a davet) görevi verilen Melek Resuller Nebî olabilir mi? Allah'ın ne meleklerden ne de cinlerden Nebi (Peygamber) sectiğine dair Kur'an'da hiçbir ayet mevcut değildir.
4- Her kavimde, her zaman parçasında yaşayan Resuller kendi kavimlerinin lisanıyla konuşurlar. Yani zamanın bütün parçalarında, her kavmin içinde mutlaka kendi kavminin lisanıyla konuşan bir resul mutlaka vardır.
14/İBRÂHÎM-4: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ bi lisâni kavmihî li yubeyyine lehum, fe yudillullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu). Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi'dir.
5- Allah bütün Nebîlerine mutlaka şeriat kitapları indirmiştir. Ama her kavimde, her zaman parçasında var olan Nebî olmayan Velî resullerine şeriat kitabı hiç indirmemiştir.
3/ÂLİ İMRÂN-81: Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne). Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.
5-1 Nebî olmayan Veli resullere ve başka insanlara da Allah ayetler indirdiğini söylüyor. Fakat bu ayetler şeriata müteallik değildir.
7/A'RÂF-175: Vetlu aleyhim nebeellezî âteynâhu âyâtinâ fenseleha minhâ fe etbeahuş şeytânu fe kâne minel gâvîn(gâvîne). Onlara, âyetlerimizi verdiğimiz kimsenin haberini oku (anlat). Sonra o, ondan (âyetlerden) ayrıldı, artık şeytan onu kendisine tâbî kıldı. Ve böylece o zarar görenlerden (azgınlardan) oldu.
6- Kur'anda Allah, rızaya ulaşmamış Resullerden bahsediyor. Rızaya ulaşmış resuller de var olduğuna göre rızaya ulaşmamış resullerin Peygamber olması mümkün değildir.
72/CİNN-26: Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden). O (Allah), gaybı bilendir. Fakat O, gaybını hiç kimseye izhar etmez (açıklamaz).
72/CİNN-27: İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden). Resûllerden razı oldukları (tasarruf rızasına ulaşmış olanları) hariç! O taktirde, muhakkak ki O (Allah), onların önünden ve arkasından gözetenler sevkeder ki,
7- Nebî Resuller 5 görevle vazifeli kılındıkları halde, Velî Resullerin 4 görevi vardır.
2/BAKARA-151: Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne). Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap'ı(Kurânı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin..
62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin). Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah'a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Yukarıdaki açıklamalar gösteriyor ki bütün Resuller Nebî (Peygamber) değildir. Bu ayetler, bütün Resullerin değil, Resullerden pek azının Nebî olduğunu ispat etmiyor mu?
Allah hepinizden razı olsun.
| |
Dualarımızla,
İskender Ali M İ H R
|
|